Anket

Öğretmen Eğitiminde
Müfredatlarda
Öğretmenin Özlük Haklarında
Eğitim Politikasında
Ekonomide
Diğer




Toplam Oylama: 77
Sonuçları Göster
Pencereyi Kapat

Makaleler

24-04-2016

The Comparison of the Children Metaphors of Female Students in Preschool Teaching and Various Branches

This research aims at scrutinizing the metaphors of teacher candidates and students in various …
19-05-2015

Yetişkinlerin Düşünce Hayatında Olumlu İz Bırakan Öğretmenlerin Ortak Kişilik ve Davranış Özellikleri

Bu araştırmada; yetişkinlerin düşünce hayatında olumlu iz bırakan öğretmenlerin, görece olumlu …
01-07-2014

Preconceptions of Pedagogical Formation Teacher Candidates about Practice before Teaching Practice Lesson

The success of pedagogical formation program in which teaching skills are improved with p…
Tüm Makaleler


Üstün Zekalılara Şans Güldü

Printer
Burcu Yalçın - Üstün Zekalılara Şans Güldü
Üstün Zekalılar Enstitüsü Üstünleri Eğitiyor

Uzun süredir ne olacaklarıyla ilgili kaygılar her geçen gün yeni bir çıkış yolu buluyor. Üstün Yetenekliler Enstitüsü artık bir sorumluluk almış durumda. Hem enstitünün oluşturulması hem de üstünlerin eğitiliyor olmaları kendi başına önemli bir gelişme. 


Enstitü bu alanda hem uzman yetiştirmeye (ben de bu eğitimi almaya başlayanlardanım) hem de üstünleri tanılayıp İstanbul’un her iki yakasında da düzenli olarak eğitiyor. Enstitünün yetkinliğiyle ilgili anlatılacaklar oldukça detaylı olacağı için bu konuyu daha sonraya bırakmak daha uygun olur.

Bu hafta sonu üstünlerin eğitildiği eğitim yerini ziyaret etme yaklaşık yüz kadar üstün çocukla bir arada olama şansını yakaladım. Hem eğiticilerini hem üstünleri hem de eğitimin kendisini ve kullanılan materyalleri bir eğitimci bakışıyla gözlemledim, sorular sordum. Bir yandan da yurt dışında bu alandaki tecrübelerle kıyasladım.

Ülkemizde bu işi yapan başkaca kurum kuruluşlar var fakat henüz kurumsallaşma adına ne program, ne doküman ne de tecrübe birikmiş değil.

Üstünlerin her biri birer kurulu çocuk oyuncağı gibiler. Her biri zihinsel olarak bir tarafa kaçışıyorlar. Onları zihnen toparlamak ve bir yönde ama üstünlüklerine zarar vermeden yönlendirmek pek kolay değil. Siz daha “şu iş şöyle olacak” demeden parmakların kalktığını “şöyle mi olacak” dendiğini görüyorsunuz. Bir şey açıklamaya başlayınca, anında dikkat kesiliyorlar. İlk cümleler dökülmeye başlayınca da olayı fark etmişler gibi hemen fikir üretmeye başlıyorlar. Okul öncesinden ilkokul yedinci sınıfa kadar her yaştan gelen bu çocukların üstünlükleri bir yana ama birbirinden yaratıcılık, düşünme hızı gibi farklılıkları da var. Bu ve yaş gibi farklılıklara göre oluşturulan sınıflarda düşünme becerileri, akıl oyunları, ahşap işleme ve yaratıcılık gibi dersler alıyorlar.

İlk girdiğim üç tane ufacık, minnacık boylarda, büyümüş de küçülmüş yüz hatlarıyla ikisi kız birisi erkekten oluşan sınıfın dersi sıra dışı bir olayla başladı. Örüntülerin anlatılacağı derste kızların çekişmeleri dikkat çekti. Öğretmen “ne var, ne oldu?” derken kızlardan biri “o beni itti ve ona küstüm” derken, diğeri ısrarla bunu yanlışlıkla yaptığını ve bundan da çok üzüldüğünü anlatıyordu. Olmadı… O kadar gayrete ve hata ile yapıldığı söylenmesine rağmen kızın morali düzelmedi. Öğretmen “artık derse geçmeli” diye düşünmüş olmalı ki, onları kendi hallerine bıraktı. Düşürülen kızı “öğretmenim o bana hala bir şey söylemedi” çıkışıyla irkildik. Anlaşılan olan bitmemişti ve birinin özür dilemesi gerekiyordu. Gereken yapıldı ve derse geçilebildi.

Öğretmenin anlattıkları dolu-dolu… boş-boş… dolu-dolu örüntüleri sınıfta üç ağızdan tekrarlanarak etkinlik kağıtlarına dökülmeye başlandı… Kızlardan biri ciddi bir acı içinde kıvranıyordu.

- dolu-dolu… boş-boş… yine de yapamıyorum… Kafam karıştı…

Bu yaşta birinin kafası nasılsa karışabilmişti. Derinlemesine düşünceler, olaylara esastan bakışlar ve her şeyi ciddiye alışlar zirvede. Dersi yarıda kesip Akıl Oyunlarını ziyaret ettim. Evet, işte bu… on beş kişilik kızlı erkekli gruptu bu. Her oyunu bilmiş bu çocukların görsel hafıza oyunlarını otomatikleşmiş el ve zihin çabukluğuyla oynamaları dikkat çekiciydi. Zamanları yetmiyor, birini bitirince hemen bıkıyor, başka şeylere meyil ediyorlardı.


 

Rahatlıkla fikirden fikre, etkinlikten etkinliğe atlayabilen ve tekrar o yarım bıraktıklarına geri dönen bu parlak çocuklar anne ve babalarının gözbebeği. Öğle arası yemekte her bir velinin çocuğuyla özel ve yakından ilgileniyor olması, çocuğunun farklılığını kavramışlığın ve yapılması gerekeni yapıyor olmanın verdiği özgüvenle davranıyorlar. Herkesin bir aile olduğunu görmek çok güzel. Öğretmenlerin yemekte velilerle birlikte masalarda hep beraber bir sohbet havasında, kimiyle ayaküstü bir köşede, kimiyle asansörde daha ne “yapılabilir?”i konuşmaları bu iş işin yapılanların “yetmez ama evet” seviyesinde olduğunu gösteriyor. Yetmez çünkü bu çocuklar büyümüşte küçülmüşler.

 

Üstün Zekalılar Enstitüsünü bir kez daha kutladım. İki hafta sonra Robotik dersi olacak. İnşallah kaçırmam. Bir de ahşap atölyesi. Her ne kadar neler yapılabildiğini bilsem de çocukların davranışlarını, tepkilerini gözlemlemek istiyorum.   











Concept Creative tarafından hazırlanmıştır